Bir varmış, bir yokmuş… Anadolu’nun ıssız bir köyünde, Keloğlan adında fakir ama yüreği tertemiz bir delikanlı yaşarmış. Annesiyle birlikte küçük bir kulübede oturur, her sabah ormana odun toplamaya gider, akşamları da köy meydanında çocuklara masallar anlatırmış. Keloğlan’ın kel kafası güneşte parlar, gülüşü ise köyü aydınlatırmış. Köylüler onu nükteli sözleri ve yardımseverliğiyle çok severmiş.
O yaz, köyü kavuran bir kuraklık olmuş. Dereler kurumuş, tarlalar çatlamış, insanların yüzündeki neşe kaybolmuş. Keloğlan, bir sabah annesine “Su bulmak için dağlara çıkacağım!” demiş. Yola çıkıp dik yamaçları tırmanırken, ormanın derinliklerinde ıslık çalan bir rüzgâr duymuş. Sesin geldiği yere gittiğinde, yosun kaplı taşlarla çevrili bir kuyu görmüş. Kuyunun başında “Sadece temiz yürekli olan suya ulaşır!” yazan bir tabela asılıymış.

Merakla kovayı kuyuya sarkıtmış. Kova suya değer değmez, kuyudan “Hoş geldin Keloğlan! Suyumuzu paylaş, ama açgözlülükle tüketme!” diye bir ses yükselmiş. Keloğlan şaşırmış ama kovayı çekince içinin berrak suyla dolduğunu görmüş. Hemen köye koşup “Su buldum!” diye haykırmış. Köylüler toplanmış, kuyunun başına dizilmiş. Herkes kovasını doldurmuş, tarlalar canlanmış, çocukların yanakları pembeleşmiş.
Ancak köyün açgözlü Ağa’sı bu haberi duyunca, “Bu kuyu benim olmalı!” diye kükremiş. Adamlarını gönderip kuyunun etrafını demir bir çitle çevirmiş. Ağa, kuyuya kendi kovasını sarkıtmış, ama kova boş çıkmış! Kuyudan gür bir ses yükselmiş: “Açgözlü kalp, suya ulaşamaz!” Ağa öfkeyle kuyuya taş atmış, taşlar havada dönüp altın yapraklara dönüşerek köylülerin üzerine yağmış!

Keloğlan, olanları duyunca Ağa’nın yanına gitmiş. “Ağam, kuyu hepimizin! Birlikte kullanalım,” demiş. Ağa, kıpkırmızı kesilip “Peki, ama bir şartla: Bana bu kuyunun sırrını çöz!” diye diklenmiş. Keloğlan, kuyunun başına gelip “Sevgisiz yürek neyi besler?” diye sormuş. Kuyu, “Kin ve açgözlülüğü!” diye gürlemiş. Ağa, bu sözler karşısında yere çökmüş. “Hakkını helal et Keloğlan,” diye mırıldanmış.
Mutlu Son ve Ders:
Kuyu, köyün ortak malı olmuş. Her sabah köylüler sırayla su alır, tarlaları sularmış. Ağa, pişmanlıkla köye bir çeşme yaptırmış, bayramlarda künefe ve şerbet dağıtırmış. Keloğlan ise her akşam çocuklara “Su gibi aziz olun! Temiz yürek, en büyük hazinedir,” diye öğüt verirmiş.
Küçük Mesaj: Açgözlülük çölleştirir, paylaşmak ise cennet. Yüreği temiz olanın sofrası hiç boş kalmaz! 🌊✨
